Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) 31 Ocak 2025 tarihinde “İkinci Trump Döneminde Irak İçin Öne Çıkan Senaryolar” başlıklı çevrim içi panel düzenlemiştir. Moderatörlüğünü ORSAM Irak Çalışmaları Uzmanı Feyzullah Tuna Aygün’ün üstlendiği programda ORSAM Türkmen Çalışmaları Uzmanı Selçuk Bacalan, ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısı Sercan Çalışkan ve ORSAM Irak Çalışmaları Araştırma Asistanı Yusuf Can Ayaz panelist olarak yer almıştır.
Panelin açılışını yapan Feyzullah Tuna Aygün, Donald Trump’ın seçim kampanyasından başkanlık koltuğuna oturmasına kadar geçen süreçte Ortadoğu politikalarına ilişkin çeşitli sinyaller verdiğini belirtmiş ve bu çerçevede yaşanabilecek olası değişimlere vurgu yapmıştır. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında Ortadoğu’ya yaklaşımlar konusunda farklılıklar olurken yeni Trump döneminin de klasik Cumhuriyetçi politikaları yansıtmayacağını belirtmiştir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran politikasının Irak için de belirleyici olacağına ve Trump’ın politikalarının güç kullanarak barışı sağlamaya yöneleceğine dikkat çekmiştir.
Panelde ilk sözü alan Sercan Çalışkan, ABD’nin Irak’taki önceliğinin İran’ın etkisinin zayıflatılması olacağını belirtmiştir. Joe Biden döneminde özellikle diplomasiye odaklanıldığını belirtirken Trump’ın ilk döneminde İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastının gerçekleştiğini hatırlatarak bu dönemde de askerî seçeneklerin ön planda olabileceğini ifade etmiştir. Direniş Ekseni’nin sürdürülmesi konusunda sorunlar yaşayan İran’ın, Irak’ta da bir sınamayla karşılaşacağını vurgulamıştır. Irak hükûmetinin silahlı grupları kontrol altına alma girişimlerini de ABD politikalarına karşı bir ön alma olarak değerlendirmiştir. Trump’ın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) petrol üretimini arttırmasına ve fiyatları aşağı çekmesine yönelik çağrı yaptığını hatırlatan Çalışkan, petrol gelirine dayalı bir ekonomiye sahip olan Irak’ın bu durumdan olumsuz etkilenebileceğini ifade etmiştir. Ancak ABD’nin bu konuda Irak’a teşvikler ve yatırımlar sunarak ekonomiyi dengeleyebileceğini söylemiştir. İsrail’in saldırgan politikalarına da değinen Çalışkan, Trump döneminde bu saldırganlığın Irak kökenli gruplara yansıması hâlinde Irak için olumsuz sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca İsrail’in Birleşmiş Milletlere (BM) mektup yazdığına dikkat çeken Çalışkan, ileri sürülen meşru müdafaa hakkının askerî seçenekleri meşrulaştırmak için kullanılabileceğini ve bu durumun Irak’ın önündeki en olumsuz senaryo olabileceğini söylemiştir. Kalkınma odaklı projelerin ve uluslararası ticaretin desteklenmesinin ise Irak için olumlu olacağını ve bağımlılık ekseninde Irak’ı koruyabileceğini ileri sürmüştür.
Panelde ikinci sözü alan Yusuf Can Ayaz, Trump döneminde ABD ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ilişkilerinin nasıl şekillenebileceğini değerlendirmiştir. Bu çerçevede ABD’nin IKBY ile ilgili önceliklerinin; DEAŞ’a karşı mücadele, Hidrokarbon Yasası’na ilişkin anlaşmazlıkların çözümü, İran’ın etkisinin sınırlandırılması, merkezî hükûmetin Erbil’e olan baskısının azaltılması, IKBY’nin bölgesel sorunların çözümünde kullanılması gibi konular olacağını ifade etmiştir. IKBY’nin ABD politikalarıyla uyumlu olduğu ölçüde ön plana çıkabileceğini belirten Ayaz, ABD’nin IKBY iç siyasetini de etkileyebileceğini vurgulamıştır. Bu kapsamda KDP’ye verilen desteğin arttırılması hâlinde KYB’nin tercihe zorlanacağını belirtmiştir. İran ile ilişkisini yeniden gözden geçirmesi muhtemel olan KYB’nin Bağdat ve Erbil’de KDP’yi dengelerken zorlanacağını ifade etmiştir. ABD’nin Hidrokarbon Yasası konusunda tarafların uzlaşmasına yönelik çaba sarf edeceğini ancak ulusal çıkarları nedeniyle Erbil hükûmetinin daha fazla desteklenebileceğine vurgu yapmıştır. Ayrıca IKBY’nin Suriye meselesinde de Şam hükûmetine karşı (terör örgütü YPG dâhil olmak üzere) Kürt grupların birleştirilmesine yönelik çabalar kapsamında ABD tarafından kullanılabileceğine işaret etmiştir.
Son panelist olan Selçuk Bacalan, ABD politikalarının Türkmenler üzerindeki etkisini Bağdat ve Erbil hükûmetleri bağlamında ele almıştır. Türkmenlerin haklarını alamadıklarını belirten Bacalan, Erbil’e verilen desteğin arttırılması hâlinde Türkmenlerin olumsuz etkilenebileceğini ifade etmiştir. Bu durumda Türkmen siyasetinin Bağdat merkezli bir zemine kayabileceğini söylemiştir. Trump’ın yeni dönemde Şii milis gruplara karşı sert güç kullanmasının Türkmen bölgelerine de olumsuz yansıyabileceğini vurgulamıştır. Bu grupların 2017’den beri Türkmenlerin yaşadıkları bölgelerde de faaliyet gösterdiğine dikkat çekmiştir. Türkiye’nin bölgesel sorunlar konusunda dengeleyici bir aktör olduğuna vurgu yapan Bacalan, Türkmenlerin zarar görmesi durumunda Türkiye’nin de devreye girebileceğini söylemiştir. Kerkük Vilayet Meclisinde yeterli temsiliyetin sağlanamaması sebebiyle Türkmenlerin zarar gördüğünü belirtmiştir. Irak’ta federalizm tartışmalarına da değinen Bacalan, Türkmeneli bölgesinin anayasaya bağlı olarak federal bölge olma seçeneğine sahip olduğunu vurgulamıştır. Bu durumun Türkmenlerin güvenliğinin ve ekonomik refahının sağlanması noktasında önemli olabileceğini ifade etmiştir.